28.08.2018

“Light is the left hand of darkness
and darkness the right hand of light.
Two are one, life and death, lying
together like lovers in kemmer,
like hands joined together,
like the end and the way.”
― Ursula K. Le Guin, The Left Hand of Darkness


10.09.2018

Demons run when a good man goes to war.
Night will fall and drown the sun,
When a good man goes to war.
Friendship dies and true love lies,
Night will fall and the dark will rise,
When a good man goes to war.
Demons run, but count the cost.
The battle's won but the child is lost.
― Steven Moffat, Doctor Who, S06E07

23.09.2018

"Yaşamak, kendisi olabilmeyi ve yaşama etkin bir biçimde katılabilmeyi tanımlar. (...) Sorumluluğunu üstlenen kişi özgürdür. Özgür insan daha az korkar, onun için sevebilir.
― Engin Geçtan

16.10.2018

“Yeryüzünün herhangi bir yerinde bir insan ölürse senin de bir parçan ölür onunla birlikte. Onun için sorma. Bir çan sesi duyduğunda bil ki, o çan senin için çalıyor.”
―Ernest Hemingway, Çanlar Kimin İçin Çalıyor

2017'den tarihi kayıp bir alıntı

"Birbirine derdini inkâr güç ikrâr güç."
― Nef'î

24.11.2018

"Ötekinin anısı, o anıyı sabitleştirecek sözcüklerin yokluğunda dağılıp gitti."
― Italo Calvino, Görünmez Kentler

13.04.2019

“Acıdan kaçarsanız coşku şansını da yitirirsiniz. Zevk alabilirsiniz, hatta zevkin türlü çeşidini alabilirsiniz, ama doyamazsınız. Eve dönmenin ne olduğunu bilemezsiniz. Doyum, zamanın bir işlevidir. Zevk arayışı döngüseldir, yinelenir, zamandışıdır. İzleyicinin, heyecan arayanın, rastgele cinsel ilişkide bulunanın çeşitlilik arayışı hep aynı yerde son bulur. Bir sonu vardır. Sona erer ve yeniden başlamak zorunda kalır. Bir yolculuk ve dönüş değildir, kapalı bir çevrimdir, kilitli bir odadır, bir hapishanedir.

Kilitli odanın dışında zamanın manzarası vardır; şansın ve cesaretin yardımıyla ruh, bu manzara içinde sadakatin kırılgan, geçici, umulmayan yollarını ve kentlerini kurabilir: insanların mekan tutabileceği bir manzaradır bu. Bir eylem ancak geçmişin ve geleceğin manzarasında gerçekleştirildiği zaman insan eylemi olur. Geçmiş ve geleceğin sürekliliğini öneren, zamanı bir bütün haline getiren bağlılık, insan gücünün köküdür, onsuz yapılacak hiçbir şey iyi olamaz. Zamana karşı çalışmaktansa zamanla birlikte çalışmanın iyi yanı, zamanın boşa harcanmamasıdır.”
 
Ursula K. Le Guin, Mülksüzler

01.06.2016

dört milyar beş yüz milyon yıl önce, bir yıl eksik bir yıl fazla, cüce bir yıldız bugün yeryüzü ismine karşılık gelen bir gezegen tükürdü.
dört milyar iki yüz milyon yıl önce, ilk hücre denizden ilk yudumu tattı, hoşuna gitti ve iki tane oldular; birlikte bir şeyler içsinler diye.
dört milyar küsur yıl önce, daha neredeyse maymun olan erkek ve kadın ayaklarının üzerinde yükseldi ve kucaklaştılar, o durumdayken yüz yüze olmanın mutluluğunu ve paniğini ilk defa yaşadılar.
yaklaşık dört yüz elli bin yıl önce, kadın ve erkek iki taşı sürttü ve onlara korku ve soğukla mücadelelerinde yardım eden ilk ateşi yaktı.
yaklaşık üç yüz bin yıl önce, kadın ve erkek ilk kelimeleri söylediler ve anlaşabileceklerine inandılar.
hâlâ aynı durumdayız: iki olmak isteğiyle, korkudan ölerek, soğuktan donarak kelimeler arıyoruz
Eduardo Galeano, Zamanın Ağızları (Bocas del tiempo)

  


06.09.2019


It was the best of times, it was the worst of times, it was the age of wisdom, it was the age of foolishness, it was the epoch of belief, it was the epoch of incredulity, it was the season of Light, it was the season of Darkness, it was the spring of hope, it was the winter of despair, we had ev-erything before us, we had nothing before us, we were all going direct to Heaven, we were all going direct the other way—in short, the period was so far like the present peri-od, that some of its noisiest authorities insisted on its being received, for good or for evil, in the superlative degree of comparison only
 


(Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu,hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana –sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece "daha" sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.)

 ―Charles Dickens, A Tale of Two Cities (İki Şehrin Hikâyesi)

19.09.2019

Uyuyamayan, uykusuzluk hastalığı çeken kişiler, karanlığın getirdiği sınırsız özgürlük ve gerçeklikle baş edemeyen kişilerdir aynı zamanda. Bu insanlar, gün boyunca, her şeyi izlemekle oyalanırlar. oysa gece artık izlenecek bir şey yoktur. sadece, yaşamın o belirgin sesi duyulur içten içe. gündüzden soyutlanıp, kurtulmuş olan anlamsızlık, artık saklı değildir.
Hayatta olma bilinci kendini daha güçlü bir şekilde hissettirir geceleri, ölümün varlığı da öyle."yaşamın anlamı" gece duyumsanır ve sorgulanır. Kimse bunu öğle yemeği sırasında tartışmaz. yaşam, gecenin konusudur.
―Gündüz Vassaf, Geceye Övgü
 
08.09.2020
 
Özgürlük bir kere kazanlıp ilelebet muhafaza edilemez, onu her nesil, her gün yeniden kazanmak zorundadır.
— Dwight Eisenhower 
 
10.02.2021
 
(...)
Whoever has no house now will not build one
anymore.
Whoever is alone now will remain so for a long
time,
will stay up, read, write long letters,
and wander the avenues, up and down,
(...)
 — Rilke